Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bir grup eğitimci tarafından yayınlanan ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran “Laiklik Bildirisi”ne ilişkin net bir duruş sergiledi. Bakan Tekin, bildiriye imza atan eğitimciler hakkında hem idari hem de adli soruşturma süreçlerinin başlatıldığını açıkladı. Tekin, söz konusu bildiriyi “son derece siyasi bir metin” olarak tanımlarken, öğretmenlerin mesleki tarafsızlık ve kamu görevlisi olma sorumluluklarına aykırı hareket ettiğini vurguladı.
Bakan Tekin, açıklamalarında, eğitim sisteminin barışçıl ve istikrarlı ortamının bozulmasına yönelik her türlü girişime karşı kararlılıkla mücadele edeceklerinin altını çizdi. Özellikle Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” ve ulusal müfredat güncellemeleri gibi kritik reform adımları attığı bir dönemde yayınlanan bu bildirinin zamanlamasının manidar olduğuna işaret etti. Tekin, bildirinin arkasındaki amacın, eğitim camiasında gereksiz kutuplaşmalar yaratmak ve toplumsal huzuru bozacak provokasyonlara zemin hazırlamak olduğunu belirtti.
Öğretmenlerin Tarafsızlık İlkesi ve Kamu Görevlisi Sorumluluğu
Yusuf Tekin, öğretmenlerin devlet memuru statüsünde olduğunu ve bu statünün getirdiği belirli sorumluluklar bulunduğunu hatırlattı. Öğretmenlerin temel vazifesinin, siyasi görüşlerden bağımsız olarak, öğrencilere bilgi aktarmak, onları çağdaş ve bilimsel doğrular ışığında yetiştirmek olduğunu ifade etti. Bakan Tekin, “Bir kamu görevlisine yakışan, görevini ifa ederken anayasal ve yasal sınırlar içinde kalmaktır. Siyasi polemiklerin tarafı olmak, bir eğitimcinin taşıması gereken mesleki etiğe ve tarafsızlık ilkesine aykırıdır,” diyerek, bildirinin dilini ve içeriğini bir öğretmenin profesyonel sorumluluk anlayışıyla bağdaşmadığını dile getirdi.
Bakan Tekin’in açıklamalarına göre, “Laiklik Bildirisi”ni imzalayanlar hakkında başlatılan hukuki süreç, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu ve Türk Ceza Kanunu’nun ilgili hükümleri çerçevesinde yürütülecek. Bu kapsamda, hem idari soruşturmalar titizlikle devam edecek hem de adli mercilerce gerekli incelemeler yapılacaktır. Bakanlık, bu soruşturmaların sonucunda, görevi kötüye kullandığı veya yasalara aykırı hareket ettiği tespit edilen kişiler hakkında disiplin ve yasal yaptırımların uygulanacağını kesin bir dille belirtti.
Sendikal Kimlik Hukuki Süreçlere Engel Değil
Bildiriye imza atanlar arasında sendika temsilcilerinin de bulunması konusuna açıklık getiren Bakan Tekin, sendikal kimliğin hiçbir kamu görevlisine kanunlar karşısında özel bir ayrıcalık tanımadığının altını çizdi. “Hiçbir sendika üyeliği veya temsilciliği, bir kamu görevlisinin yasaları çiğnemesine, mesleki tarafsızlık ilkelerini ihlal etmesine veya siyasi faaliyetlere girişmesine bir kalkan teşkil edemez,” ifadelerini kullanan Tekin, mevzuata aykırı hareket eden herkes hakkında, sendikal aidiyetine bakılmaksızın gerekli disiplin işlemlerinin uygulanacağını vurguladı. Bu duruş, kamu hizmeti ilkelerinin ve hukukun üstünlüğünün korunmasına yönelik kararlı bir mesaj olarak değerlendirildi.
- Bildirinin Niteliği: Bakan Tekin tarafından “siyasi” ve “provokatif” olarak nitelendirilmesi.
- Soruşturmanın Kapsamı: İdari ve adli olmak üzere iki yönlü hukuki sürecin başlatılması.
- Yasal Dayanaklar: 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu ve Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddeleri.
- Öğretmen Rolü: Kamu görevlilerinin mesleki tarafsızlık ve eğitimcilik sorumluluğu.
- Sendikal Statü: Sendikal kimliğin hukuki sorumlulukları ortadan kaldırmadığı teyidi.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu sert adımı, eğitim camiasında kamu görevlilerinin siyasi faaliyetlerde bulunma sınırları ve mesleki tarafsızlık ilkelerinin önemi konusunda net bir mesaj verdi. Bakan Tekin, eğitim sisteminin siyasi çekişmelerden ve ideolojik çatışmalardan uzak tutulmasının, öğrencilerin sağlıklı bir eğitim ortamında, objektif bilgilerle yetişebilmeleri için kritik bir öneme sahip olduğunu yineledi. Bu kararın, eğitim alanında benzeri tartışmalara karşı caydırıcı bir etki yaratması ve bakanlığın kamu hizmeti anlayışına olan bağlılığını pekiştirmesi bekleniyor.
