Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “Laiklik Bildirisi”ne imza atan öğretmenlere yönelik yargısal bir adım başlatıldığını duyurdu. Bakan Tekin, “Eğitimden Haberler” sitesinde yayımlanan ve yaklaşık 1500 öğretmenin destek verdiği bildiriye ilişkin olarak bakanlık hukuk hizmetlerine gerekli işlemlerin yapılması talimatını verdiğini açıkladı. Bu hamle, eğitim camiasında ve kamuoyunda geniş yankı buldu.
Bakan Tekin’den Sert Mesaj: “Kimse Hukukun Üstünde Değildir”
Bakan Tekin, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğunu ve kimsenin hukukun üstünde olmadığını vurguladı. Daha önce de öğretmenleri bu tür siyasi içerikli bildirilere karşı uyardığını belirten Tekin, “Öğretmenlik mesleğinin siyaset üstü bir konumda durması gerektiği” yönündeki ısrarlı çağrılarını hatırlattı. Bakan, bazı çevrelerin öğretmenlik mesleğini siyasi tartışmaların odağı haline getirmeye çalıştığını ifade ederek, bu durumun hem mesleğin saygınlığına zarar verdiğini hem de eğitim süreçlerini olumsuz etkilediğini belirtti.
Tekin, Milli Eğitim Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne ilgili bildiriye imza atanlar hakkında gerekli yasal işlemlerin başlatılması talimatını verdiğini doğruladı. Bu kapsamda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 17. maddesini işaret eden Tekin, devlet memurlarının görev ve sorumluluklarını, siyasi tarafsızlık ilkelerini ve çalışma düzenini bozacak davranışlardan kaçınmaları gerektiğini hatırlattı. Bakanlık yetkilileri, idari ve hukuki süreçlerin titizlikle yürütüleceğini bildirdi.
“Laiklik Bildirisi”nin İçeriği ve Çağrıları
“Eğitimden Haberler” sitesinde yayımlanan ve yargısal sürecin hedefi olan “Laiklik Bildirisi”, eğitim sistemindeki laiklik ilkesinin önemine vurgu yapıyordu. Bildiriye imza atan öğretmenler, başta “ÇEDES” (Cami Gençlik ve Eğitim Öğretim Destek Programı) projesi olmak üzere çeşitli gerekçelerle tarikat ve cemaatlerin okullara sızdığı iddialarını dile getirmişlerdi. Bildiride yer alan başlıca talepler ve vurgular şöyle sıralanmıştı:
- Okullardaki huzur ve düzenin laiklik ilkesiyle sağlanabileceği.
- Tarikat ve cemaatlerin okullara girişinin engellenmesi gerektiği.
- Bu grupların okullara girişini kolaylaştıran yöneticilerin görevden alınması talebi.
- Çocukların geleceği ve Cumhuriyet’in temel değerleri açısından bu durumun tehlikeli olduğu uyarısı.
- Milli Eğitim Bakanlığı’nın laik, bilimsel ve demokratik eğitimden ödün vermemesi gerektiği çağrısı.
- Öğrencilerin ve eğitim sisteminin tarikat ve cemaatlerin etkisinden korunması gerektiği vurgusu.
Bildiri, “Çocuklarımızı ve Cumhuriyetimizi tarikat ve cemaatlere asla teslim etmeyeceğiz!” sloganıyla sona eriyordu.
Eğitim ve Hukuk Arasında Gelişen Süreç
Bakan Tekin’in bu kararı, öğretmenlerin ifade özgürlüğü ile devlet memurlarının uyması gereken kurallar arasındaki dengeyi bir kez daha tartışmaya açtı. Eğitim sendikaları ve sivil toplum kuruluşları cephesinden gelecek tepkiler merakla beklenirken, başlatılan hukuki süreç, bildiriyi imzalayan öğretmenler açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Milli Eğitim Bakanlığı, eğitim sisteminin siyasi polemiklerden arındırılması ve kanunlar çerçevesinde işleyişinin sağlanması yönündeki kararlılığını bu adımla bir kez daha ortaya koydu.
