ABD’de Yargıç Loretta Preska’nın kararıyla kamuoyuna sızdırılan Jeffrey Epstein dosyaları, dünya çapında geniş yankı uyandırmaya devam ediyor. Cinsel istismar ve çocuk kaçakçılığı ağının ötesine geçen bu belgeler, küresel güç mücadelelerinin ve istihbarat operasyonlarının yeni bir boyutunu gözler önüne serdiği iddiasıyla dikkat çekiyor. Söz konusu dosyalarda adı geçen siyasetçi, iş insanı ve sanatçıların yanı sıra, belgelerdeki bazı ifadeler Türkiye’yi yakından ilgilendiren Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile bağlantılar ve istihbarat ağı kullanıldığı yönündeki iddiaları da gündeme taşıyor.
Belgelerin Ortaya Çıkardığı Sırlar
Yargıç Preska’nın emriyle açılan yaklaşık 2000 sayfalık mahkeme kayıtları, Jeffrey Epstein’ın kurduğu sapkın ağın boyutlarını ve bu ağla ilişkili olduğu iddia edilen çok sayıda üst düzey ismi ifşa etti. Eski ABD başkanları Bill Clinton ve Donald Trump, İngiltere Prensi Andrew, iş insanları Bill Gates ve Leslie Wexner gibi figürlerin adlarının geçtiği belgeler, uzun süredir fısıltı gazetelerinde dolaşan iddiaları resmileştirdi. Ancak belgelerin asıl çarpıcı yönü, Epstein’ın adasının ve ağının sadece cinsel istismar merkezi olmanın ötesinde, uluslararası istihbarat servisleri tarafından bir şantaj ve bilgi toplama platformu olarak kullanıldığı yönündeki güçlü iddialar oldu.
İstihbarat Ağı ve Küresel Şantaj İddiaları
Epstein’ın “Pedofili Adası” olarak bilinen mülkünün, Mossad, CIA ve MI6 gibi önde gelen istihbarat teşkilatları için bir “şantaj merkezi” işlevi gördüğü öne sürülüyor. Özellikle eski çalışanlar Sarah Kellen ve Carolyn Andriano‘nun ifadeleri, bu iddiaları destekleyici nitelikte. Kellen’in itirafları arasında, Epstein’ın İsrailli istihbarat ajanlarıyla doğrudan bağlantılı olduğu ve bu ajanların pedofili ağını kullanarak çeşitli ülkelerden yabancı yetkilileri ve diplomatları tuzağa düşürdüğü bilgileri yer alıyor. Belgelerde Epstein’ın “kime hizmet ettiğini” sorgulayan ifadelere de rastlanması, olayın cinsel istismardan öteye geçen uluslararası bir boyutu olduğuna işaret ediyor. Eski bir ABD donanması yetkilisi ve istihbarat uzmanı olan Andrew P. Bakaj da Epstein’ın ağının istihbarat amaçlı kullanıldığı yönündeki iddiaları destekleyenler arasında.
FETÖ’nün Epstein Ağındaki Rolü İddiaları
En dikkat çekici iddialardan biri ise Fethullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) bu küresel şantaj ağını kendi çıkarları doğrultusunda kullandığına dair. Habere göre, FETÖ’nün, Epstein’ın pedofili ağında elde edilen gizli materyaller aracılığıyla üst düzey Türk siyasetçilerini hedef aldığı, özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘a karşı kullanılabilecek şantaj malzemesi arayışında olduğu iddia ediliyor. Bu iddialar, örgütün uluslararası alanda nüfuz kazanma ve finansal kaynak yaratma çabalarıyla ilişkilendiriliyor. Sarah Kellen’in ifadelerinde geçen “yabancı yetkililere yönelik tuzaklar” ve “istihbarat bağlantıları”, FETÖ’nün bu ağ üzerinden Türk yetkililere karşı bilgi toplama veya şantaj yapma girişimlerinde bulunmuş olabileceği spekülasyonlarını güçlendiriyor. Bu durum, terör örgütünün küresel ölçekteki operasyonel kapasitesine dair yeni soruları da beraberinde getiriyor.
Yeni Dünya Düzeninde Güç Savaşları mı?
Uzmanlar ve gözlemciler, Epstein dosyalarının zamanlamasının ve içeriğinin tesadüf olmadığı görüşünde. Dosyaların “kontrollü bir sızıntı” ile ortaya çıkarıldığı, amacın ise mevcut küresel güç dengelerini değiştirmek ve yeni bir dünya düzeni oluşturmak olduğu ileri sürülüyor. Bu perspektife göre, ifşaatlar, belirli güç odaklarının rakiplerini zayıflatmak, siyasi pazarlıklarda üstünlük sağlamak veya kamuoyunu belirli bir yöne sevk etmek için kullanılan bir araç olabilir. Epstein davasının, sadece bir pedofili skandalı olmaktan ziyade, istihbarat servislerinin, küresel oligarkların ve siyasi aktörlerin karmaşık ilişkiler ağını deşifre eden bir “pandora’nın kutusu” olduğu yorumları yapılıyor. Bu durum, dünya siyasetinde güç mücadelesinin yeni cephelerini işaret ediyor.
Jeffrey Epstein dosyaları, dünya çapında bir şok etkisi yaratırken, perde arkasındaki küresel güç dinamiklerine dair önemli ipuçları sunuyor. Cinsel istismar suçlarının yanı sıra, uluslararası istihbarat oyunları ve siyasi şantaj iddiaları, bu davanın çok daha derin ve karmaşık bir yapıya sahip olduğunu gösteriyor. Türkiye açısından ise, FETÖ’nün bu tür uluslararası ağlarla olası bağlantıları ve terör örgütünün siyasi hedeflerine ulaşmak için bu tür yöntemleri kullanma potansiyeli, konunun ayrı bir önem taşımasını sağlıyor. Kamuoyuna yansıyan bu belgeler, önümüzdeki dönemde daha fazla sırrın ortaya çıkmasına ve küresel güç dengelerinde yeni tartışmalara yol açabilir.
