Hürriyetçi Eğitim ve Bilim Çalışanları Sendikası (Hürriyetçi Eğitim Sen), Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından hazırlanan Okul Yöneticisi Atama Yönetmeliği’nin bazı maddelerinin iptali istemiyle yargıya başvurdu. Sendika, yönetmelikteki ‘performans’ kriterleri, ‘EK-1 değerlendirmesi’ yapılmadan okul müdürü atanması ve eğitim dışından kişilerin yönetici olarak görevlendirilmesini öngören düzenlemelerin hukuka aykırı olduğunu savunuyor. Bu hamle, eğitim yöneticisi atamalarındaki liyakat ve objektiflik tartışmalarını yeniden gündeme getirdi.
Hürriyetçi Eğitim Sen, açtığı davada MEB’in atama süreçlerindeki keyfiliği ortadan kaldırmayı ve kamu vicdanını rahatlatacak, şeffaf ve liyakate dayalı bir sistemin tesisi için mücadele ettiğini belirtti. Sendika, özellikle eğitim yöneticiliğinin sadece eğitim-öğretim tecrübesi olan profesyoneller tarafından yapılması gerektiği ilkesine vurgu yapıyor.
Sendikanın Hedefindeki Maddeler ve Gerekçeler
Hürriyetçi Eğitim Sen’in iptalini talep ettiği maddeler ve bu maddelere yönelik eleştirileri şu başlıklar altında toplanıyor:
Madde 10/1: Tartışmalı “Performans” Kriteri
- Yönetmeliğin 10. maddesinin birinci fıkrası, eğitim yöneticisi atanırken ‘performans’ kriterini esas alıyor. Hürriyetçi Eğitim Sen, bu kriterin ölçülebilir, objektif ve somut olmadığını, dolayısıyla sübjektif değerlendirmelere açık olduğunu savunuyor.
- Sendika, geçmişte Danıştay’ın benzer şekilde ‘rehberlik’ kriterini iptal ettiğini hatırlatarak, performans kriterinin de aynı hukuki akıbete uğraması gerektiğini belirtiyor. Bu tür muğlak kriterlerin, atama süreçlerinde adaletsizliğe yol açtığı ve liyakat ilkesini zedelediği iddia ediliyor.
Madde 10/2: EK-1 Değerlendirmesi Olmadan Müdür Ataması
- Yönetmeliğin 10. maddesinin ikinci fıkrası, bazı durumlarda EK-1 değerlendirmesi yapılmadan okul müdürü atanmasına olanak tanıyor. Hürriyetçi Eğitim Sen, bu düzenlemenin, objektif değerlendirme mekanizmasını devre dışı bıraktığını ve göreve atanacak kişilerin yetkinlikleri konusunda şüpheler oluşturduğunu ileri sürüyor.
- EK-1 değerlendirmesinin bypass edilmesi, kişisel tercihlerin veya siyasi bağlantıların atamalarda etkili olmasının önünü açabileceği endişesini beraberinde getiriyor. Sendika, bunun “hak eden yerine yandaşın atanması” algısını güçlendirdiğini ifade ediyor.
Madde 16/2: Eğitim Dışı Personelin Yönetime Getirilmesi
- Yönetmeliğin 16. maddesinin ikinci fıkrası, Bakanlıkça uygun görülen bilim ve sanat merkezleri, öğretmen evleri gibi kurumlara ‘uzman öğretmen’ veya ‘başöğretmen’ unvanına sahip kişilerin, eğitim ve öğretim hizmetleri sınıfı içerisinde olmasalar dahi yönetici olarak atanabilmesinin önünü açıyor.
- Hürriyetçi Eğitim Sen’in bu maddeye en sert eleştirisi, avukat, mühendis, doktor gibi farklı meslek gruplarından kişilerin, eğitim yöneticiliği tecrübesi olmasa dahi eğitim kurumlarının başına getirilebileceği ihtimalidir. Sendika, eğitim yöneticiliğinin pedagojik formasyon ve eğitim tecrübesi gerektiren bir alan olduğunu, bu düzenlemenin eğitim kurumlarının misyonuna aykırı olduğunu ve eğitim kalitesini düşürebileceğini belirtiyor.
Hür Sen’den Adil Atama Vurgusu
Hürriyetçi Eğitim Sen, dava dilekçesinde, tüm bu maddelerin hukukun genel ilkelerine, kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırı olduğunu vurguladı. Sendika, Türkiye’nin eğitim sisteminin, siyasi ve kişisel çıkar kavgalarından uzak, objektif ve liyakat esaslı bir yönetici atama sistemine ihtiyacı olduğunu ifade etti. Bu davanın, eğitim çalışanlarının haklarını koruma ve eğitimde kalitenin artırılması adına önemli bir adım olduğu belirtiliyor. Yargı sürecinin, MEB’in yönetici atama politikaları üzerinde ne gibi bir etki yaratacağı merakla bekleniyor.
