Türkiye’de eğitim camiasını yakından ilgilendiren önemli bir karara imza atan Yargıtay, okul müdürlerinin öğretmenlere yönelik hangi davranışlarının “mobbing” (psikolojik taciz) olarak kabul edileceğine dair kriterleri netleştirdi. Bu karar, kamu personelinin çalışma ortamında maruz kaldığı baskı ve yıldırmaya karşı hukuki korumayı güçlendirirken, yöneticilere de önemli sorumluluklar yüklüyor.
Yüksek Mahkeme’nin son içtihadı, bir okul müdürünün öğretmenine uyguladığı mobbing iddiasıyla açılan tazminat davası üzerinden şekillendi. Yerel mahkemenin tazminat talebini reddetmesine karşın, Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozarak öğretmenin lehine hükmetmişti. Yargıtay, bu kararı onamakla kalmadı, aynı zamanda mobbingin unsurlarını ve kapsamını detaylandıran emsal niteliğinde bir açıklama yaptı.
Yargıtay Kararının Arkasındaki Olay Ne?
Söz konusu dava, bir okul müdürünün öğretmene yönelik sergilediği tutum ve davranışların, çalışma ortamında sistematik bir psikolojik tacize dönüştüğü iddiasına dayanıyordu. Öğretmenin maruz kaldığı haksızlıklar ve baskı neticesinde maddi ve manevi tazminat talebiyle başvurduğu yargı süreci, nihayet Yargıtay tarafından verilen kararla son buldu. Bu karar, benzer durumlarla karşılaşan diğer kamu personeli için de bir yol gösterici niteliği taşıyor.
Mobbing Nedir ve Hukuki Temeli Nedir?
Yargıtay’a göre mobbing; bir veya birden fazla kişiye yönelik olarak belirli bir süre devam eden, düşmanca ve etik dışı iletişimle kendini gösteren, psikolojik taciz niteliğindeki her türlü olumsuz davranıştır. Temel amaç, mağduru yıldırmak, sindirmek, itibarsızlaştırmak, izole etmek veya işten ayrılmaya zorlamaktır.
Bu tür davranışlar, Türk Hukuku’nda Anayasa’nın 17. maddesiyle güvence altına alınan bireyin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına; Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesiyle korunan kişilik haklarına; Türk Borçlar Kanunu’nun 417. maddesiyle işverenin işçiyi koruma borcuna ve İş Kanunu’nun mobbing nedeniyle haklı fesih imkanları sunan 24/II-e ve 25/II-i maddelerine aykırılık teşkil eder.
Okul Müdürlerinin Mobbing Sayılan Davranışları Nelerdir?
Yargıtay’ın kararı, okul yöneticilerinin öğretmenlere karşı sergilediği bazı spesifik davranışları mobbing olarak kabul edilebilir nitelikte olduğunu vurguluyor. İşte bu davranışlardan bazıları:
- Mesleki Statüyü Zedeleyici Eylemler:
- Öğretmenin bilgi ve tecrübesine uygun olmayan, yeteneklerini köreltecek görevler vermek.
- Başarılarını göz ardı etmek, küçümsemek.
- Haksız yere eleştirmek veya suçlamak.
- Sosyal ve Mesleki İzolasyon:
- Öğretmeni sosyal ortamdan dışlamak, yalnızlaştırmak.
- Önemli toplantılara, bilgilendirmelere veya kararlara dahil etmemek.
- Aşırı Kontrol ve Takip:
- Sürekli ve gereksiz denetimler uygulamak.
- En küçük hatasını bile büyüterek gözdağı vermek.
- Sistematik Baskı ve Yıldırma:
- Haksız disiplin soruşturmaları açmak, ceza vermek.
- Gözdağı vermek, tehdit etmek, hakaret etmek, dedikodu yaymak.
- Kariyer gelişimini engellemek.
- Fiziksel ve Ruhsal Sağlığa Zarar Verici Eylemler:
- Aşırı iş yükü bindirmek veya niteliklerinin altında işler vermek.
- Keyfi nakil veya görev yeri değişiklikleri yapmak.
- Sağlık izinlerini kullanmasına engel olmak.
- Fikirlerini beyan etmesine izin vermemek.
- Ayrımcılık ve İtibarsızlaştırma:
- Diğer çalışanlardan farklı muamele etmek, ayrımcılık yapmak.
- Herkese açık ortamlarda aşağılamak veya küçük düşürmek.
Bu karar, yöneticilerin sorumluluklarını bir kez daha hatırlatırken, eğitim çalışanlarının psikolojik sağlığının korunması adına önemli bir adım teşkil ediyor. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) bünyesindeki okul yöneticilerinin, çalışma ortamında pozitif ve saygılı bir iklim yaratma yükümlülüğü bu kararla daha da pekişmiş durumda.
Peki, Öğretmenler Ne Yapmalı?
Mobbinge maruz kaldığını düşünen öğretmenler, öncelikle durumu ilgili birimlere (MEB içindeki şikayet mekanizmaları, sendikalar vb.) bildirmeli ve gerekli delilleri (yazışmalar, tanık ifadeleri, raporlar) toplamalıdır. Hukuki süreç başlatma hakları ise Yargıtay’ın bu kararıyla daha da güçlenmiştir.
